“Titanium Court,” strateji, bulmaca ve macera öğelerini harmanlayarak oyun dünyasında dikkat çeken bir yapım olarak, prestijli Bağımsız Oyunlar Festivali Ödülleri’nde bu yılın en büyük onuru olan Seumas McNally Büyük Ödülü’nün sahibi oldu. Maç-üç bulmaca dinamiklerini kule savunması stratejisiyle ustaca birleştiren bu roguelite oyunu, aynı zamanda zengin macera ve görsel roman ögeleriyle de derin bir deneyim sunuyor.
Oyunun her “savaş koşusu” iki ana aşamadan oluşuyor. İlk aşamada oyuncular, “Candy Crush Saga” benzeri bir mekanikle tarla, nehir, tepe ve orman gibi bölgeleri eşleştirerek kritik kaynaklar topluyor. Bu esnada, oyunun merkezindeki “mahkeme” olarak adlandırılan kule konumunu ve genel savunma hattını titizlikle kurmanız gerekiyor. Piyade düşmanlarının ilerlemesini engellemek için nehir bariyerlerini stratejik olarak kullanabilirken, zincirleme reaksiyonların savunmanızı tamamen çökertme riski taşıdığını unutmamak önemli. Izgara üzerinde düşman üslerini de hizalayabilme imkanı sunulsa da, bu üslerden kaynak elde edilemiyor ve sınırlı hamle sayısı, ilginç bir risk-ödül dengesi yaratıyor. Zaman çizelgesi, düşman saldırılarının zamanlamasını göstererek detaylı planlama yapılmasına olanak tanıyor.
İkinci aşamada ise klasik kule savunma mekanikleri ön plana çıkıyor. Toplanan kaynakları kullanarak düşmanları püskürtmek veya üssünüzü korumak için askerler kiralayabilir, daha fazla kaynak sağlayacak işçiler ekleyebilir veya güçlü büyülü saldırılar gerçekleştirebilirsiniz. Izgara üzerinden silinmemiş dükkan ve pazarlar aracılığıyla çeşitli alışverişler yapmak da mümkün. Hazırlıklar tamamlandığında “oynat” düğmesine basıldığında savaş otomatik olarak ilerliyor.
“Titanium Court” görünüşünden çok daha fazlasını barındıran, oyuncuyu şaşırtmayı seven bir yapıya sahip. Örneğin, oyunu sadece aşırı ticaret yaparak “kazanmaya” çalıştığınızda size “sıkıcı” diyerek dükkan kapılarını o tur için kapatabiliyor. Benzer şekilde, bir boss savaşında öz-yansıtma gücünün akıllıca bir strateji olduğunu düşündüğünüzde, oyun bu beklentinizi hızla boşa çıkarıyor. Savaşlar arasında, yeni atanan bir kraliçe olarak mahkemeyi keşfederken, neler olup bittiğini ve eve nasıl döneceğinizi anlamaya çalışıyorsunuz. Bu noktada “Titanium Court,” eski tarz macera oyunlarını tuhaf bir görsel roman anlatısıyla birleştirerek büyüleyici bir dünya sunuyor.
Oyunun asıl büyüsü, hikayenin kademeli olarak açılması ve hatta oyunun nasıl oynanacağının bu süreçte öğretilmesiyle ortaya çıkıyor. Yapımcı AP Thomson’ın zekice ve mizahi yazımı, sayısız espriyle sizi sık sık kahkahalara boğuyor ve anlatı beklenmedik yönlere sapıyor, adeta büyük bir tiyatro performansı hissi yaratıyor. Ejderhalardan baleye, beyzboldan bisiklet yarışlarına, duş düşüncelerinden solucan deliklerine kadar geniş bir referans yelpazesine sahip olan “Titanium Court”, Cars filminin perilerinin hayali olduğuna inanılan bir dünyada yol işaretleriyle dolu. Catan, Civilization serisi, Jenga ve Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi eserlere yapılan göndermelerin yanı sıra kapitalizm ve sosyal eşitsizlik gibi derin temaları eleştiriyor. Thomson’ın kurgusal sistemi, oyun deneyimini tamamen dönüştürüyor ve oyuncuların bu detayları kendilerinin keşfetmesini bekliyor.

